Kendi Kendine Öğrenen Bir Founder'ın El Kitabı
5 yaşında bilgisayarla tanıştım. İlk kodumu C++ ile yazdım. Oyun sunucu altyapılarıyla başladım — Metin2 private server'lar, Knight Online emülatörleri. 12 yaşında siber güvenlik forumlarında takılıyordum. 15 yaşında ilk şirketimi kurdum. 21 yaşında bu yazıyı yazıyorum.
Bu bir başarı hikayesi değil. Bu bir hayatta kalma hikayesi.
Okul? Hayır, teşekkürler.
İki üniversite denedim. İkisini de bıraktım. İstanbul Üniversitesi Yönetim Bilişim Sistemleri — sıkıcıydı. Trakya Üniversitesi Bilgisayar Programcılığı — yavaştı.
Sorun okulda değildi bende değildi. Sorun tempodaydı. Ben bir şey öğrenmek istediğimde o gece başlarım, sabaha karşı bitiririm. Okul bana "bu konuyu 14 haftada işleyeceğiz" diyordu. 14 hafta? Ben 14 saatte Rust'ın borrow checker'ını çözmüştüm.
Formal eğitim almadım diye eksik hissettiğim oldu mu? Hayır. Çünkü öğrenmenin tek bir yolu yok. Benim yolum: problemi bul, çözmek için ne gerekiyorsa öğren, çöz, sonrakine geç. Buna "just-in-time learning" diyorlar. Ben "aç kalınca yemek yapmayı öğrenmek" diyorum.
Stack'im: ne işe yararsa
Tek bir stack'e bağlı değilim. Proje ne gerektiriyorsa onu kullanırım.
- Rust: Performans gerektiren her şey. Web framework'ü mü? RustAPI. Veritabanı mı? KayaDB. Embedding inference mi? Hyperembed.
- TypeScript: Hızlı prototip gerektiren her şey. AutoLexi, Ketum, Mondie — hepsi TypeScript ile başladı.
- Python: AI/ML tarafında. DQNN-bot, SemantiCAD'in bazı parçaları, qec-playground.
- Go: Arada ihtiyaç olursa. Alexander-storage mesela — Go ile yazıldı çünkü S3 server için Go'nun ekosistemi daha olgun.
- C++: Geçmişten gelen. BareEngine oyun motoru C++ ile. Çünkü oyun motoru başka bir şeyle yazılmaz.
"Jack of all trades, master of none" diye bir laf vardır. Tamamı şöyle: "Jack of all trades, master of none, but oftentimes better than master of one." Benim felsefem bu. Tek bir şeyin uzmanı olmaktansa, her şeyi yeterince iyi bilip projeye göre derinleşmek.
Projeler: nicelik mi, nitelik mi?
23 GitHub repom var. 20'si aktif. Her ay 2-3 yeni proje başlıyor, 1-2'si ölüyor. Bu normal.
Açık kaynak dünyasında "bir tane büyük projen olsun" diye bir tavsiye var. Ben tersini yapıyorum. Bir sürü projem var, her biri farklı bir şey öğretiyor. RustAPI bana HTTP ve MCP öğretti. KayaDB dağıtık sistemleri. Hyperembed embedding modellerini. BareEngine oyun motoru mimarisini.
Hepsi birbirini besliyor. KayaDB'de öğrendiğim fsync optimizasyonunu RustAPI'nin file serving katmanında kullandım. RustAPI'deki MCP implementasyonunu SemantiCAD'e taşıdım. Hyperembed'deki SIMD optimizasyonlarını KayaDB'nin storage engine'ine uyarladım.
Buna "cross-pollination" diyorum. Çok proje yapanların gizli silahı.
Başarısızlıklar (bunlar önemli)
Kimse başarısızlıklarından bahsetmez. Ben edeyim.
Poise Labs (2022-2024): Kendi blockchain'imi yazdım. Diem (eski Libra) blockchain'inden fork'ladım, "Poisechain" dedim. Dubai'den yatırım aldık. 18 ay çalıştık. Battı. Sebep: pazar yoktu. Teknolojisi iyiydi ama kimsenin ihtiyacı yoktu. En pahalı dersim: teknoloji değil, problem çöz.
THT dönemi (ergenlik): Siber güvenlik forumlarında tool yazıp dağıtıyordum. Bazıları ciddi araçlardı, bazıları... şey, hacktivist işleriydi. Neyse ki büyüdüm. Ama o dönem bana sistemlerin nasıl kırıldığını öğretti, ki bu da sistemlerin nasıl korunacağını öğrenmenin en iyi yolu.
İlk şirket websitesi işi (15 yaş): Ceyhun'la (Ceyhun Kasım Arslan) Bones Interactive'i kurduk. Website satarak para kazanacaktık. İlk müşteriye sattık, parayı aldık, sevindik. Sonra ikinci müşteri gelmedi. Üç ay bekledik. Pivot: ERP yazılımı. O da tutmadı. Pivot: gömülü sistemler. O da tutmadı. Ama her pivot yeni bir şey öğretti. Ve sonunda bir şey tuttu.
Para meselesi
Dürüst olayım: para kazanmıyorum. Henüz.
RustAPI'nin 55 star'ı var. KayaDB'nin 4. Coverium'un 1. Bunların hiçbiri fatura ödemiyor.
Ama plan şu: RustAPI Cloud. Managed hosting. Bedava tier + pro tier. Vercel modeli. Eğer RustAPI'yi 1000 developer kullanıyorsa ve %5'i pro tier'a geçerse, temel ihtiyaçları karşılar. Hedef 2026 sonu.
Bu arada? Hayatta kalıyorum. Ailem destek oluyor. Freelance işler alıyorum. Daha önce Solana'da, Aptos'ta, birkaç şirkette çalıştım — kenara biraz para koydum. Şimdi onu yakıyorum.
Buna "ramen profitability" diyorlar. Ben "bir tabak makarna + bir proje" diyorum.
Günlük rutin (rutin denen şey)
Sabit bir rutinim yok. Bazı günler 04:00'te kalkıp 22:00'ye kadar çalışıyorum. Bazı günler öğlen kalkıp gece 03:00'e kadar çalışıyorum. Enerji neredeyse, oradayım.
Kalkar kalkmaz bilgisayar başına geçerim. Kahvaltı? Bazen. Öğle yemeği? Bilgisayar başında. Akşam? Dışarı çıkmadıysam yine bilgisayar başında.
Bu sağlıklı değil. Biliyorum. Ama projeler bitmeden, para kazanmaya başlamadan, rahat edemiyorum. Bu bir yarış değil, bu bir hayatta kalma modu. Ve o modda, rutin lükstür.
Öğrendiğim 7 şey (şimdiye kadar)
- Problemi bul, çözümü değil. Çoğu geliştirici tersini yapar: bir teknoloji seçer, ona problem arar. Önce acıyı bul, sonra ilacı.
- Ship early, ship often. İlk versiyon berbat olacak. Olsun. Kullanıcı feedback'i olmadan mükemmel ürün yapamazsın.
- Tek başına olmaz. Ceyhun olmasaydı Bones Interactive olmazdı. Açık kaynak contributor'lar olmasa RustAPI bugünkü haline gelmezdi. İnsanlarla çalış.
- İngilizce şart. Türkçe kaynaklar sınırlı. RFC'ler, paper'lar, dokümantasyon — hepsi İngilizce. Öğrenmek zorundasın.
- Derine in. Bir şeyi gerçekten anlamak istiyorsan implemente et. Raft'i anlamak için Raft implemente ettim. HTTP'yi anlamak için HTTP implemente ettim. BERT'i anlamak için BERT implemente ettim.
- Sağlığını ihmal etme. (Bunu henüz öğrenmedim, teorik olarak biliyorum.)
- Neden'ini bil. Neden kod yazıyorsun? Para için mi, öğrenmek için mi, dünyayı değiştirmek için mi? Benimki: anlamlı bir şey üretmek. Boş iş yapmaya tahammülüm yok.
Sırada ne var?
Kısa vade: para kazanmak. RustAPI Cloud, belki birkaç danışmanlık işi, belki sponsorluk.
Orta vade: yatırım almak. Ama sadece doğru yatırımcıdan. Vizyonumu anlayan, "3 ayda exit" demeyen birinden.
Uzun vade: mutlu olmak. Bu kadar. Gerisi detay.
Bu yazıyı, benzer yoldan geçenler için yazdım. Kendi kendine öğrenen, okulu bırakan, "acaba yanlış mı yapıyorum" diye düşünen herkes için.
Doğru yol yok. Sadece senin yolun var. Yürümeye devam et.
Sonraki yazıda SemantiCAD'i anlatacağım — AI destekli üretim planlaması, Sovereign Hybrid mimarisi ve Türk imalat atölyelerine teknoloji götürme çabası.